Archetypology
Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung’un “kökensel mitolojik görüntüler” olarak tanımladığı arketipler, ilk insanların deneyimlerinin, kuşaktan kuşağa biyolojik, psikolojik ve kültürel aktarımıyla gelen kolektif bilinçdışının unsurlarıdır. Jung, ilkel imgelerin insan ruhunun katmanlarına olan etkisini analiz ederek, insanların ruhsal kişiliğini geçmişten gelen bu bilinçdışı izlenimlerle onarabileceğine inanmıştır.
Anima Animus
Gölge
Aşık
Kahraman
Sanatci
Şifacı
Hükümdar
Masum
Kaşif
İçimizden Biri
Benlik
Maske
Anne
Ayna Ayna Söyle Bana
Göze Göz
Göz tasvirleri, M.Ö. 4000 yıllarında Mezopotamya’da tanrının her şeyi gören, koruyan gözleri olarak ortaya çıkmış ve 2000 yıl boyunca da dünyada aynı şekilde güçlü bir sembol olarak değer görmeye devam etmiştir. Suriye’de yaklaşık bu yıllara tarihlenen, gözleri abartılı yapılmış gövdeleri sematize eden çok sayıda idol, bir tapınak içinde bulunmuştur. Nazar inancının kökeni olarak kabul edilen bu eserler, sonrasında Ra’nın gözü, Ana Tanrıça idoli, Hamsa, İyon sütun başlığı, nazar boncuğu gibi farklı isimlerle çeşitli coğrafyalarda muska olarak hem üzerinde taşınmış hem de yaşam alanlarında kötülüklerden korunmak için ritüel nesne olarak sıkça kullanılmıştır.
Kufi
Aramice, Antik Dönem Mezopotamya’sında M.Ö. 2. yüzyıldan M.S. 4. yüzyıla kadar kullanılmış bir yazı sistemidir. İslamiyet’in ilk yüzyıllarında Arami alfabesinin değişmesiyle birlikte, Irak’taki Kûfe şehrinde dik, sert ve köşeli bir yazı türü geliştirilmiştir. Bu yazı, ilk kez bu şehirde ortaya çıktığı için “Kûfi yazı” olarak adlandırılmış ve zamanla tüm İslam coğrafyasına yayılmıştır.
Seramik çamurunun döküm tekniğiyle oluşturulan zemin üzerine baskı ve kabartma olarak uygulanan Kûfi yazısıyla, kutsal isimler ve antik desenler özenle tasarlanmıştır. 1040°C’de seramik fırınında pişirilmiş, ardından sır uygulanarak aynı sıcaklıkta ikinci kez pişirilmiştir.
Tamamı el yapımı olan bu özgün çalışmaların herkese güç ve ilham vermesi; birer koruyucu sembol olması dileğiyle…
Mitolojinin Kadinlari
Mitolojinin Kadınları Serisi, kadim hikâyelerin güçlü kadın figürlerini günümüze taşıyarak yeniden yorumluyor. Tanrıçaların, kahramanların ve arketipsel kadın sembollerinin biçim bulduğu bu eserler; hem koruyucu hem de dönüştürücü güçleriyle geçmişin mitlerine ışık tutuyor. Lulart’ın el işçiliğiyle yoğrulan her parça, yalnızca estetik bir obje değil, aynı zamanda kadının tarih boyunca üstlendiği rollerin ve simgesel anlamlarının çağdaş bir yansımasıdır. Bu seri, izleyeni sadece bir sanat deneyimine değil, aynı zamanda kolektif hafızada yer eden mitolojik kadınların hikâyeleriyle derin bir bağ kurmaya davet eder.
Hypatia
Ninhursag
Şahmaran
Kader Tanrıçaları
Şahmaran
Amazon
Athena
Calypso
İnanna
Kraliçe Puduheba
Medusa
Tanrıça Kubaba
Thetis
Daphne
Ana Tanrıça
Ana Tanrıça Serisi, insanlık tarihinin en eski inançlarından ilham alarak doğurganlık, bereket ve yaşam döngüsünü simgeleyen figürleri yeniden canlandırıyor. Bu eserlerde ana tanrıçalar, hem toprağın besleyici gücünü hem de evrenin yaratıcı enerjisini temsil ediyor. Lulart’ın yorumuyla şekillenen her parça, kadim kültürlerde kutsal kabul edilen dişil gücün modern bir yansımasıdır. Böylece seri, yalnızca estetik bir anlatım sunmakla kalmaz; aynı zamanda insanın doğa, ruh ve kökenle kurduğu bağa dair sembolik bir yolculuğa davet eder.
Bir Tabak Arkeoloji
Arkeoloji Serisi’nin tabağı, geçmişin izlerini günümüz formunda yeniden canlandırıyor. Yüzeyindeki işaretler ve kabartmalar, eski medeniyetlerin sembollerini çağrıştırarak izleyeni tarihle doğrudan bir bağ kurmaya davet ediyor. Bu eser, yalnızca işlevsel bir obje değil; aynı zamanda binlerce yıllık kültürel mirasın çağdaş bir yorumu olarak öne çıkıyor. Lulart’ın elinde şekillenen tabak, arkeolojik buluntuların sessiz hikâyelerini bugünün estetiğiyle buluşturarak geçmişle şimdi arasında anlamlı bir köprü kuruyor.
Çatalhöyük
Kraliçe Puduheba
Mitoloji
Arkeoloji Serisi’nin tabağı, geçmişin izlerini günümüz formunda yeniden canlandırıyor. Yüzeyindeki sembol ve kabartmalar, eski medeniyetlerin sembollerini çağrıştırarak izleyeni tarihle doğrudan bir bağ kurmaya davet ediyor. Bu eser, yalnızca işlevsel bir obje değil; aynı zamanda binlerce yıllık kültürel mirasın çağdaş bir yorumu olarak öne çıkıyor. Lulart’ın elinde şekillenen tabak, arkeolojik buluntuların sessiz hikâyelerini bugünün estetiğiyle buluşturarak geçmişle şimdi arasında anlamlı bir köprü kuruyor.
Aeschylus
Altın Elma
Daphne
Hermias ve Yunus
Labirent
Hipolte
İlluyanka
Son Bakış
Günlük Ritüeller
&
Eşsiz Parçalar
Arkeoloji Serisi’nin tabağı, geçmişin izlerini günümüz formunda yeniden canlandırıyor. Yüzeyindeki işaretler ve kabartmalar, eski medeniyetlerin sembollerini çağrıştırarak izleyeni tarihle doğrudan bir bağ kurmaya davet ediyor. Bu eser, yalnızca işlevsel bir obje değil; aynı zamanda binlerce yıllık kültürel mirasın çağdaş bir yorumu olarak öne çıkıyor. Lulart’ın elinde şekillenen tabak, arkeolojik buluntuların sessiz hikâyelerini bugünün estetiğiyle buluşturarak geçmişle şimdi arasında anlamlı bir köprü kuruyor.
Ana Tanrıça
Antik Mısır
Athena Duvar Panosu
Balta
Labrys, kökeni Minos uygarlığına dayanan çift ağızlı balta simgesidir; Hititlerden Amazonlara, Orta Asya Türk kültüründen günümüze kadar güç, kozmik düzen ve kutsallığın ifadesi olmuştur. Her toplum, onu kendi inançlarıyla yoğurarak evrensel bir arketipe dönüştürmüştür.
Bereket Boynuzu
Boncuklu Tarla
Göbeklitepe
Hitit Güneşi
Göz İdoller
İkiztepe
Hippokampus
Pithos
Daphne
Latmos
Şaman Davulu
Riton
Pegasus
Kapadokya İdolleri
Kapadokya İdolleri Serisi, Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel mirasından beslenerek geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Kapadokya’da ortaya çıkarılan arkeolojik idoller, bereket, koruma ve ruhani güç sembolleri olarak insanlık tarihinin en eski inançlarını yansıtıyor. Lulart’ın modern yorumu ile yeniden hayat bulan bu eserler, hem kadim uygarlıkların sessiz hikâyelerini hatırlatıyor hem de çağdaş bir estetikle mekânlara güçlü bir anlam katıyor.
